Biliç Yanılıyor

Holmen, Hutchinson, Melo, Veli… Bizim bildiğimiz bize öğretilen anlamda sıradan futbolcular. Kemalettin de öyleydi, Murat Yakın da, Giunti de…

Bunların çoğuna ön libero dedik. Libero eski 3-5-2’de en arkada sarkanları toplayan sıradan özel yeteneği olmayan oyunculardı yine bize göre. Halbuki libero Kaiser Franz’dı… Son dönem Alman kuşağına kadar belki de en yetenekli olan Bavyeralı. Biz onun başına ‘ön’ getirip küçülttük, değersizleştirdik. Manasını kaybettirdik. Ve
10 numaralar aradık sürekli.

Futbol şablonlarla oynanır
Defansif katkıyı öncelikli olarak düşünmeyen virtüözlerin peşine düştük. Daha kötüsü bazı oyunculara defansif olarak tembellik etme hakkını verdik.
Kazanma odaklı oyun felsefesini anlatan ‘hücum futbolunu’ bir taktik sandığımız için oldu bu. Büyük takım 2 santrforla oynar saçmalığı da aynı akımın sonucu. Halbuki büyük takım santrforsuz dahi oynardı.
4-6-0 bundan Kızıl Elma’ydı. Bundan ‘false nine’ diye bir kavram vardı…
Futbol şablonlarla oynanır. Anlık, her saniye değişen planlarla…
Oyunda hücum ya da savunma birliktedir, ayrılamaz… Çünkü
2 pasla gole gidilebilir. Dolayısıyla mevzu her oyuncunun iki yönlü olabilmesidir…
Topu kaptığı anda hücumcu, kaptırdığı anda savunmacı. Tenisten farkı yok oyunun. Peki tenisçinin hücumcusu savunmacısı olur mu bireysel olarak?

Destek olmadan olmaz…
Holmen’in, iki sezon önceki Melo’nun, bu yılki Veli’nin ve tabii ki Atiba’nın numarası budur işte. Hemen basmaları, aldıkları anda oyunu açabilmeleri, top başkasındaysa pas opsiyonuna dönüşmeleri. Ama bunu takımın desteği olmadan yapamazlar. İşte teknik direktörün işi bu şablonları çizmek ve öğretmektir. Teknik direktör
her şeydir…
Bir takımın değeri, top bir oyuncudayken kaç pas opsiyonu yaratabildiğiyle ölçülür. Ve top rakipteyken kaç pas opsiyonuna izin verdiğiyle. Bu basit iş yüksek fizik, dayanıklılık ve teknik gerektirir. Teknik top sektirmek, bacak arası yapmak, frikik atmak değildir. Teknik topu kaç saniye içinde kullanılabilir şekilde rakip zorlayacakken uygun arkadaşına aktarabildiğinle ölçülür… Hızlı karar verme ve uygulamayla. Ve bunu 90 dakika boyunca yapabilmeyle.

Barça neden büyük?
Bu iş yürekten oynama, sahada basmadık yer bırakmamak vs. gibi genel kahramanlık yaklaşımlarıyla anlatılamaz. Herkes fizik ve teknik olarak hazır olacak… Top rakipteyken mümkün olduğunca alan daraltılıp pas opsiyonu azaltılacak. Top sendeyken mümkün olduğunca enine genişleyip boyuna dar durarak pas opsiyonu artırılacak. Bu ancak belli çalışılmış şablonlarla yapılır. Barça, Messi’ye sahip olduğundan çok  4 pas opsiyonuyla oynayabildiği, bu şablonları ezberlediği için büyüktür.
Bayern de… Bizim sorunumuz bu duruma bir türlü ikna olamayışımız…

Kuşkusuz doğru yapıyor
Biz isim ve pahalı transferle iş çözülür sanıyoruz. Ama her seferinde işi bizim sıradan gördüğümüz futbolun temeline sadık oyuncular değiştiriyor. Veli, Atiba, Holmen… Neyse ki bunu Biliç de, Önder Özen de çok iyi biliyor.
Genel ise santrfor, 10 numara peşinde koşuyor. Maalesef Türkiye futbolunu yöneten birçok futbol insanı da. Biliç kuşkusuz doğrusunu yapıyor…
Ama yanılıyor. Çünkü futbol bugün saha içi dinamikleri gereği sosyalist değil, düpedüz komünisttir.
Not: Bu konuyla ilgili 9 Şubat 2009’da Milliyet’te yazdığım ‘Bugün futbol komünisttir’ başlıklı yazıya arşivden ulaşabilirsiniz.

Futbolu oyun sanıyorlar
Tolga, Onur, Volkan, Mert… fazlası da var. Peki nasıl oluyor da ortalama orta saha oyuncusu yetiştirmek konusunda dahi sıfır olan bir ülke bu kadar iyi kaleci yetiştirebiliyor? Trabzonspor’da Alper Hoca’nın Fenrbahçe’de Yavuz Hoca’dan sonra kendisini gösteren Murat Hoca’nın yaptıklarıyla tabii ki…
Sistemle, metotlarla ve şablonlarla çalıştıkları ve sahip olduğumuz harika kaynağı değerlendirebildikleri için. Fakat heyhat! Orada bireysel çalışma var. Her zaman olduğu gibi bu zirve eğitimi takım olma yoluna geçiremiyoruz.
Açık söylüyorum.. Bunu yaptığımız anda Avrupa’nın Brezilyası olmak işten değil. Ancak futbol dünyası direniyor. Sadece yöneticiler değil, futboldan gelen simge isimler de anlayamıyor durumu. İkna olmuyorlar. Futbolu oyun sanıyorlar. Futbol bir disiplin, sistem ve bilimler yumağıdır. Buna ikna olmak zorundalar. U20 Milli Takımı’na kaleci dahil 8 Avrupa kökenli oyuncu çağırdık. 15 yıldır yazıyorum. Mevzu eldeki kaynağı değerlendirememek, eğitememek. Bu iş kısıtlamayla çözülmez. Kısıtlama sana Veli, Atiba, Holmen yetiştirtmez.

Bir Cevap Yazın